Başyazı, Ömer Lütfi Kanburoğlu, Biri Diplomat, Diğeri Terörist / One Diplomat, Other Terrorists

 

 

 

Biri Diplomat, Diğeri Terörist

 

 

Eğer kendini ve düşmanı biliyorsan bütün savaşları kazanırsın; eğer kendini biliyor düşmanı bilmiyorsan birini kazanır diğerini kaybedersin; eğer kendini ve düşmanı bilmiyorsan bütün savaşları kaybedersin.

Sun TZU

 

Bugün Hürriyet gazetesinden Eyüp Can’ın “Diplomat olabilecekken militanlığı seçen kız” başlıklı köşe yazısı önemli bir konuya parmak basıyor.

Okumayanlar için makalenin giriş bölümünü hatırlayalım:

 

Diplomat olabilecekken militanlığı seçen kız


İKİSİ de ODTܒde öğrenci.

Biri kız diğeri erkek, ikisi de Kürt. Öğrencilik boyunca yedikleri içtikleri ayrı gitmemiş.

Aynı kampusta birbirlerine dokunmadan tam dört yıl süren çok derin bir dostluk kurmuşlar.

En çok da doğal olarak Kürt sorununu tartışmışlar.

Biraz platonik, biraz utangaç bir aşk bile yaşamışlar.

*  *  *

Mezuniyet günü gelmiş çatmış.

Erkeğin hayali diplomat olmak, kız hayalsiz...

Aslında var bir hayali ama o güne kadar cesaret edip hayatta en sevdiği erkeğe bile söyleyememiş.

Diplomasını aldığı gün tüm cesaretini toplayıp arkadaşının kulağına eğilmiş...

“Ben bu akşam Ankara’dan ayrılıyorum...”

 Nereye?

“Dağa...”

 

 

ODTÜ gibi Türkiye’nin en güzel ve en önemli üniversitesinde okuyan iki genç. İkisi de Kürt kökenli, her ikisi de Türkiye’nin en iyi okullarında okumuşlar, kimse kendilerine sen Kürtsün dememiş. Her ikisi de çok önemli mevki ve makamlara gelebilecekken erkek diplomat olmayı, kız dağa çıkıp terörist olmayı tercih etmiş.

Katıldığı terörist örgütün söylemi ne?

Kürtler eziliyor, hakları yeniyor, Kürtlere özgürlük, Kürtlere eşitlik….

 

İkisi de aynı köken ve ortamda yetişmişler aynı okulu okumuşlar ikisine de aynı imkânlar tanınmış. Biri diplomat diğeri terörist olmuş.

 

PKK terörünün temelinde yörenin sosyo-ekonomik şartlarının yattığını iddia edenlerin dikkate alması gereken ilginç bir örnek olduğunu düşünüyorum.

 

Bu olay bana yıllar önceki bir anımı hatırlattı:

 

Yeni Forum Dergisi yazı işleri müdürüyüm, mutat sohbet toplantılarımızın birinde Ankara’da görevli bir rektör dostumuz karşılaştığı ilginç bir olayı anlattı. NATO toplantıları için Brüksel’e gittikleri günlerden birinde kendisini karşılayan Türk delegasyonunun içindeki diplomatlardan birinin okul yıllarında sürekli eylem yapan bir terör örgütünün sempatizanı olduğunu görür. Diplomat Türkiye’nin NATO Daimi Temsilciğinde çalışmaktadır. Üniversite tahsili sırasında yüzlerce eyleme iştirak ettiğini bildiği için rektör dostumuz olaya bir anlam verememiştir. Dönüşte bunu Dışişleri Bakanlığı yetkililerine bildirdiği zaman aldığı cevap daha da ilginçtir: “Önemli değil hocam biz onu aramızda eritiriz”. Sıradan bir temsilcilik, elçilik olsa neyse; terörist eylemci tamamen karşı olduğu NATO gibi bir örgütün Brüksel’deki temsilciliğinde çalışmaktadır. Bu bir hoşgörü müdür, yoksa salaklık derecesinde bir vurdumduymazlık mıdır? Artık siz karar verin.

 

Yıllardır devletin yönetim merkezinde görev yapıyorum. En önemli mevkilere bazen ihtiyaca binaen diğer kurumlardan personel isteriz. Birini gönderirler, adam göreve başlar hem de ne görev? Nerelerde çalıştıklarını duysanız aklınızı yitirirsiniz. Soruşturması daha sonra yapılır. Soruşturma sonucu geldiğinde bakarsınız ki, adam resmen terörist. Katılmadığı eylem yok, bir sürü yerden uzaklaştırılmış. Yapabileceğiniz en fazla kurumuna iade etmek olur. Kurumunda çalışmaya devam eder.

 

Terörist örgütlerin eylemlerine katılmış, iştirak etmiş, yardım yataklık yapmış bir sürü üst düzey yöneticimiz var. Devletin bunlara yaptığı, yapabildiği bir şey yok.

 

Yavuz hırsız ev sahibini bastırır derler ya… Eziliyoruz, büzülüyoruz, haklarımız verilmiyor diye yıllardır bunları dinliyoruz. Adam vali olmuş, müfettiş olmuş haklarının verilmediğinden söz ediyor.

 

Türkiye’deki terörün fakirlik, ezilmişlik ve yoklukla ilgisi yoktur. Eğer öyle olsa Yozgat, Çankırı, Kastamonu, Gümüşhane’nin ve daha birçok Anadolu yurttaşının elinde silah dağda gezmesi gerekirdi. Bu insanların çoğunun bırakınız işi, yiyecek yemeği bile yok.

 

Türkiye’de insan hakları problemi, gelir dağılımı bozukluğu, işsizlik, adaletsizlik, siyasi yolsuzluklar gibi birçok problemimiz var. Evet var ve bu problemler belirli etnik azınlıklara özgü değil, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için geçerli. Halkın bütününü ilgilendiren bu sorunları etnik gruplara mal etmeden demokrasi adına çözmek yerine eline silah alıp dağa çıkmak, sizce çözüme mi yoksa çözümsüzlüğe mi katkı sağlar?

 

Bir sorunu çözmek için iyi niyetle yapıcı görüşmelerde bulunduğunuzu düşünün, bir diğeri o sırada gelip “hak aramak adına” sizin çocuğunuzu vurup öldürüyor. Ne yaparsınız? Bu bir hak arama eylemi olabilir mi? Böyle bir eylem iyi niyet yolunda atılmış bütün adımları çöpe atar, provokasyondur, savaşı kızıştırır. Türkiye’de yaşanan budur. Birileri bu eylemleri yıllardır desteklemekte ve körüklemektedir. Bu işin yörede yaşayanların sosyo-ekonomik şartları ile bir alakası yoktur. Yörede yaşayan, aç ve yardıma muhtaç insanlar olduğu gibi, milyarder ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan insanlar da vardır; tıpkı, Türkiye’nin diğer bölgelerinde olduğu gibi. Başkent Ankara’nın 35 km. dışına çıkın insanların güneydoğudaki vatandaşlardan farklı yaşamadıklarını görürsünüz; tek şansları otobüse bindiklerinde yarım saat sonra başkentin merkezinde olabilmeleridir, eğer bu bir şanssa…

 

Bu mesele izah ederek, tartışarak, insanları ikna ederek halledilebilecek bir mesele değildir.  Bu eylemler devletin yanlış teşhis ve demokrasi açıklarından yararlanarak topyekun kalkışma hareketi haline dönüşmüştür. Devlet güneydoğu halkına özerklik tanıyamayacağına göre, devlet Silahlı Kuvvetlerini terhis edip silah bırakamayacağına göre böyle salakça çözüm yollarının tartışılmasının gereği yoktur.

 

Teröristlerin başından başlayarak tümünün derhal idam edilmesi ve devlete karşı ayaklanan insanlara gereken cevabın verilmesi lazımdır.

 

İdam cezasının AB hukukuna aykırı olduğu söyleyenlere ise verilebilecek bir tek cevabım var:

 

Has…………….rin.

 

 

omer@kanburoglu.com < 16 Mart  2010

 

 

 

 

 One Diplomat, Other Terrorists

 

 

 

If you know yourself and the enemy win all the wars, if you know yourself you do not know the enemy will win the other one lose one if you do not know the enemy itself and lose all the wars.

Sun TZU

 

 

 

Today, the Hurriyet newspaper Eyup Can's "Diplomat of girls who choose militancy titled columnist mentions a topic is important.

Read the article for non-input portion Recall:

 

Girls who choose militancy diplomat

 

Two also METU students.

 

One daughter and one male, both the Kurds. They did not go into individual student throughout their ate.

Each other without touching the same campus just four years of a very deep friendship established more.

Of course, as most of the Kurdish problem had discussed.

A little platonic, even a love lived a little shy.

 

* * *

Graduation day has arrived roof.

Man's dream to be diplomats, girls without dreams ...

In fact, there is one dream, but until that day venture in life, even the most beloved men could not tell.

Receive a diploma on the day of the gathering all the courage and bent to the ears of friends ...

"I am leaving this evening from Ankara ..."

 Where?

"The mountain ..."

 

 

Turkey's most beautiful and most major universities such as Middle East Technical University in the two young readers. Both of Kurdish origin, both of Turkey's most well-studied in school, get one from the Kurds themselves have not you. Both come with a very important position and authority to be a diplomat men, girls chose to be a mountain out terrorists.

What does the rhetoric of terrorist organizations participate?

The Kurds are oppressed, to defeat the rights, freedom for the Kurds, the Kurds equality ....

 

Both grew up in the same backgrounds and environments to the same school read the same two prominent possibilities. One of the other diplomats were terrorists.

 

At the core of the PKK terrorist socio-economic conditions of the region lay claim should take into account those who think it is an interesting example.

 

This incident reminded me of my previous one time:

 

New Forum magazine editor-in-chief I am, regular chat on one of our meetings in Ankara, our friendly staff faced a chancellor told an interesting event. Go to Brussels for NATO meetings in one day they meet him one of the diplomats in the Turkish delegation's ongoing action in the school year as a sympathizer of the terrorist organization sees. NATO Permanent Representative of Turkey is working diplomat. During the action charged hundreds of universities that participate in an event known for our friend the rector could not make sense. Foreign Ministry officials reported that the turn when it receives the answer is even more interesting: "It does not matter, we call him my coach advised us melt." A typical representative, embassy, though fortunately, completely against the terrorist activists of an organization such as NATO representatives in Brussels are working on. This is a director of tolerance, or a degree of insensitivity Is Nonsense? Now you decide.

 

I served in the center of the state administration for years. Most important position on the need sometimes to staff from other institutions Based want. They sent someone, he starts the task and what tasks? If you lost your mind you'll hear where they work. Investigation is done later. Investigation comes as a result you will see that the man formally terrorists. Does not join the action, a lot has been removed from the ground. You can do is to return to most institutions. Institutions will continue to work on.

 

Have participated in acts of terrorist organizations, has subsidiaries, the fact made a lot of help senior managers have. Them that the state, can do nothing.

 

Unscrupulous thieves suppresses host.  We will beat us, shrinkage, our rights are not given for years he would listen to them. He was the governor, was the inspector is talking about the rights are not granted.

 

Nothing to do with the poverty of terror in Turkey. If so if Yozgat, Çankırı, Kastamonu, Gumushane and many of the weapons in the hands of the Anatolian mountains around citizen would have. Most of these people leave work, not even food dishes.

 

Human rights problem in Turkey, income distribution, disorder, unemployment, injustice, political corruption, such as we have many problems. Yes, there, and this problem is not specific to certain ethnic minorities, applies to all citizens of the Republic of Turkey. All of these issues in the public interest for democracy to resolve ethnic groups without cost to replace arms and hands to leave the mountain, you do not think the solution to the unresolved contribution to provide?

 

In good faith to resolve an issue you think in constructive negotiations, and another at that time to come "on behalf of the rights to call" you hit your child and killing. What do you do? This action may have a right to search? Such an action taken in good faith all steps on the road will throw away, is a provocation, the war will escalate. This is taking place in Turkey. Support these actions for years and someone has fueled. This task of socio-economic conditions of the people in the region has nothing to do with. Live in the area, hungry and in need of assistance as well as people, billionaire and does not need anything there are people, just as, as in other parts of Turkey. 35 km from the capital Ankara. Different from non-citizens living in the southeast to the exit of people do not see the single chance they get on the bus after half an hour in the center of the capital must be able to be, if this is a chance ...

 

Explain this issue, the debate, the people is not an issue that can be done by convincing. These actions take advantage of the state's open misdiagnosed and democracy movement has become the attempt altogether. According to the people of south-eastern state autonomy recognize the state ex-Armed Forces whether such weapons by a stupid solution is no need to discuss.

 

Starting from the beginning of the terrorists to be executed immediately, and all the people should revolt against the state of the answer given is necessary.

 

Death penalty is contrary to EU law that can be granted to those who say I have only one answer:

 

Fuck off!


 

 

omer@kanburoglu.com < March 16,  2010

 

 

 


 

Z ANA SAYFAYA DÖN