Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

Bank Nöbeti 

 

Bu makalenin ana fikrini oluşturduğu için öncelikle meşhur fıkrayı bilmeyenler için anlatalım:

Askeri garnizonun birinde parktaki bankların başına sürekli nöbetçi dikiliyormuş. Bu durum, o garnizona yeni atanan bir komutanın dikkatini çekmiş, araştırmış. Nöbet yıllardır süregeliyormuş. Sonunda, yeni komutan kendisinden üç dönem önce emekli olmuş bir garnizon komutanından almış cevabı. Yaklaşık, 6 sene önce o bank boyandığı için kimsenin oturarak üstü başı boyanmasın diye zamanın komutanı bankın başına bir nöbetçi dikmiş, birkaç gün sonra da emekli olmuş. Kendisinden sonra gelenlerin de dikkatini çekmediği için, o gün bu gündür garnizonda bank nöbeti tutuluyormuş.

Şimdi, gelelim konumuza. Ülkemizi bir göz önüne getirin; çalıştığınız kurumu, okulunuzu, diğer devlet dairelerini düşünün. Çevrenizde, her yerde bir bank nöbeti tutulmuyor mu? Belki de kendiniz bir bank nöbeti tutuyorsunuz.

Bürokrasinin her aşamasında görebileceğiniz yeteneksiz insanlar ve inisiyatif kullanabilecek pragmatik zekâdan yoksun yüzlerce salak yüzünden bu millet yıllardır bank nöbeti tutuyor.

Çalışan ve üreten insanlar, ürettikleri mal ve hizmetin karşılığını alamadıkları için hiç bir işe talip olmuyorlar ve bu yüzden de piyasada metrekare başına beş adet salak düşüyor. Yetenekli insanlar, böyle bir sistem içerisinde başarı şanslarının düşük olduğunu bildikleri için herhangi bir görev ve işe haklı olarak talip olmuyorlar. Ayrıca talip olsalar ve başarsalar bile, karşılığında elde ettiklerinin koskoca bir hiç olduğunu düşünürsek sonuçta kendini aldatılmış hissetmek de var. Bütün bunlar yüzünden birileri sıkıntılı işlere talip oluyor ve peşinden koşuyorsa biliniz ki, bunun tek bir açıklaması vardır; kişisel çıkarı peşinde koşuyordur ve  incelenmesinde yarar vardır.

Nitekim, özellikle kamuda bir işin peşinden koşturup duran, gitmemek için direnerek her türlü yalakalığı yapan, takla atan kişilerin aradan üç beş sene geçmeden kaliteleri ve kapasiteleri ortaya çıkıyor; ama kaybeden bu millet oluyor.

Bilenin ve üretenin karşılığını aldığı, bilmeyen ve boş oturanların kapının önüne konduğu bir ülke bizim de hakkımız değil mi, çok şey mi istiyoruz?

Sevgiyle...

 

omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 31 Ekim  2005

 


 

Z ANA SAYFAYA DÖN