Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

 

Savcı ve Hakimlerin

Şevki Kırılmış...

 

 

Şemdinli iddianamesi ile ilgili olarak Van savcısı hakkında açılan soruşturma neticesinde savcı Sarıkaya hakkında "meslekten ihraç" cezası verilmesi uygun görüldü. Henüz karar kesinleşmiş değil. Sayın savcının bu karara itiraz etme hakkı var. Biz konunun kamuoyuna yansıma ve kamuoyunda tartışılış biçimine itiraz etmek istiyoruz. Bazı insanlar, özellikle de bazı hakim ve savcılar "şevkimiz kırıldı" veya "adalet yalnızca sıradan insanlar için mi" türünden serzenişte bulunuyorlar.

 

 Bu arkadaşlarımıza öncelikli olarak iddianameyi okumalarını tavsiye ediyorum. İddianame A4 sayfa olarak toplam 51 sayfa ve dayandırıldığı deliller şüpheli, mağdur, şikâyetçi ve tanık beyanları, ekspertiz raporları, inceleme ve keşif tutanağı, ihbar dilekçeleri, telefon kayıtları, nüfus ve sabıka kayıtları ile tüm dosya kapsamı.

 

Şüpheliler; Ali KAYA, Hakkâri İl Jandarma Alay Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde Görevli Astsubay Başçavuş, Özcan İLDENİZ, Hakkâri İl Jandarma Alay Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde Görevli Astsubay Başçavuş ve Veysel ATEŞ isimli devletin istihbarat birimlerince kendisinden zaman zaman yararlanılan bir PKK itirafçısı. Suç 09.11.2005 tarihinde "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemde bulunmak, adam öldürmek ve adam öldürmeye tam teşebbüs etmek, suç işlemek için anlaşmak".

 

İddianameye konu olan Şemdinli'deki eylemin içeriğinden bahsetmek istemiyorum, bu konu kamuoyunda yeterince tartışıldı. Benim temas etmek istediğim konu iddianame ve yarattığı hava.

 

Van savcısı, devleti korumak ve kollamakla görevli Türk Ordusu'nun 27 mensubunu, delilsiz ve mesnetsiz olarak iddianamesinde zikrederek suç işlemek için örgüt kurmuş kişiler gibi göstermiştir.

 

Hiç bir delil ve bilgiye dayanmadan iddianame içinde Kara Kuvvetleri Komutanının adı zikredilmiş, tanık beyanlarına ve imzasız mektuplara dayanılarak suç isnat edilmiştir. Elbette ki, ortada bir suç var ve somut delillere dayanıyorsa cezasız kalamaz. Bu konuda Türk ordusunun hassasiyetleri de tartışılamaz. Örnek için söylüyorum; daha bir kaç ay önce emekli Deniz Kuvvetleri Komutanını yolsuzluk ve usulsüzlükten yargılayıp bizzat kendileri mahkum etmiştir. Hiç kimse kanunlardan vareste değildir. Türk ordusu da bu kuralın istisnasız uygulandığı kurumlarımızın başında gelir. Hatta yegane kurumumuzdur diyebilirim.

 

Herhangi bir belge ve delile dayanmadan senaryo yazar gibi kaleme alınmış bir iddianameden başka nasıl bir sonuç bekleniyordu doğrusu merak ediyorum? Hukukçu olmayanların hamasetlerini mazur görebilirim ama meslek mensubu insanların "şevkimiz kırıldı" türünden konuşmalarını doğrusu yadırgıyorum. Bu tarz iddianame Türkiye'de ilk kez mi hazırlanıyor? Elbette ki, hayır! Bir çok iddianame yoğun iş yükü ve yetersiz altyapı yüzünden yeterli belge ve delile dayanmaz; ama sıradan vatandaş ile Kara Kuvvetleri Komutanı arasındaki fark sadece burada ortaya çıkmaktadır. Sıradan vatandaşın hakkını ararken başvuracağı merci hemen hemen yok denebilecek kadar az iken, elbetteki bir Kara Kuvvetleri Komutanı'nı da aynı kefede düşünmek saflıktan da öte bir davranış biçimi olur.

 

Savcı Ferhat Sarıkaya Şemdinli iddianamesinde, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt hakkında kanuna aykırı olarak görevini kötüye kullanıp yetki aşımına gitmiş, imzasız ihbar mektuplarına dayalı suçlamalarda bulunmuş, Büyükanıt’ın adına ilgisi bulunmadığı ve sanığı olmadığı halde, Şemdinli iddianamesinde yer vermiş, Söz Gazetesi yazarı Mehmet Ali Altındağ’ın Meclis Komisyonu’nda Büyükanıt’a dönük suçlamalarının yer aldığı ifadesini, iddianamesine aynen almış; imzasız ihbar mektuplarına dayanarak, hukuka ve yasalara aykırı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin toplam 27 komutanı hakkında suç isnat etmiş; soruşturma usulüne aykırı davranmış; Jandarma Genel Komutanlığı ile yaptığı bir yazışmada usule aykırı davranarak, görev ve yetkisinin sınırını aşmıştır.

 

 Van savcısı soruşturmayı alıştığı biçim ve usuller ile yürütebileceğini düşünmüş, fakat sert bir kayaya çarpmıştır. Elbette ki, ortada bir senaryo varsa bunun sonucu da olacaktır. Senaristler yiyemeyecekleri kadar büyük bir lokma yutmuşlar ve bunun bedelini ödemektedirler...

 Olayın özü bundan ibarettir.

 

Saygılar,

 

 

omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 24 Nisan  2006


 

Z ANA SAYFAYA DÖN