Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

 

Memur maaş zammı

 

Memur maaş zammı görüşmeleri, her hükümet döneminde problemli geçer ve asla mutabakata bağlanmadan sonuçlanır. Hükümet canı ne isterse memurlara onu “ihsan eder” sendikalar da asarız keseriz mavalı ile senede bir kez de olsa hükümete “erkeklik” taslamanın verdiği hazzı yaşarlar. Sonra bütün bu sürtüşme biter ve memurun torpillisi para içinde yüzüp yan gelip yatarken, asıl işi yürüten ve memurların büyük çoğunluğunu oluşturan kesim ise açlık sınırında bir ücret  ile yaşam mücadelesi verir.

Son birkaç gündür de, bu oyunun hiç değişmeyen ve sürekli sahneye konan bir başka bölümünü izledik. Hükümet kanadı memura en yüksek zammı kendilerinin verdiğini iddia etti, memurlar bunu reddetti ve bunun gibi bir sürü zırva.

Fakat bu sefer hepsinden farklı olarak, görüşme sürecinde ilginç bir olay yaşandı. Görüşmeleri hükümet kanadı adına yürüten Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin bir basın toplantısı düzenleyerek memurların çok büyük bir bölümünün evi ve arabası olduğunu,  dolayısı ile memurların maaşlarına zam yapılmasına gerek olmadığı gibi bir mantık yürüterek niye zam yapmadıklarına yeni bir açıklama getirdi.

Benim her şart ve ortamda dile getirdiğim, “ben kapitalistim, her türlü mal ve hizmet ücrete tabidir” diye açıkladığım bir ilkem vardır. Serbest piyasa ekonomisini benimsemiş insanların ve liberal-kapitalist ekonominin gereği de budur. Anlaşılan Sayın Bakan bu öğretiden haberdar değil. Çok basit bir mantıkla açıklarsak, her türlü ücret emeğin karşılığıdır. Sayın Bakan her şeyden önce anlamanız gereken bir şey var; o da ücret, kişilerin mal varlığına göre değil, harcadığı emeğe göre verilir; eğer emeğe değil de mal varlığına ücret ödüyorsak o zaman milletvekilleri başta olmak üzere hiçbir devlet büyüğüne ücret ödemememiz gerekir, bu da pek mantıklı olmaz…

Sayın Bakan, şimdi şöyle bir tez öne sürebilirsiniz "memurlar ne iş yapıyorlar ki, maaş verelim".

Doğru!

Yerden göğe kadar haklısınız. Memurlar, özellikle de kamu da ters bir orantı vardır genellikle yüksek maaş (ortalama ayda 3 milyar Türk Lirası) alan memurlar, hiçbir iş yapmazlar. Bütün iş açlık sınırında maaş alan memurların sırtında döner durur.

O zaman, iktidara gelirken yapacağınızı iddia ettiğiniz ve halkın da size destek vermesinin en büyük sebeplerinden biri olan eski adı Kamu Personel Reformu, yeni adıyla Devlet Memurları Reform Tasarısını bir an önce yürürlüğe sokarak eşit işe eşit ücret verin, en yüksek maaşı aldığı halde akşama kadar eli kıçında gezen devlet memurlarını da artık çalıştırın!

Yani kısaca çalışanın hakkını verin, çalışmayanı da ne yapacaksanız yapın, amir sizsiniz...

Siz ilk yapmanız gerekeni yapmayacaksınız, ondan sonra da popülizmin dik alasını ile memuru ezdirmedik diye hikaye anlatacaksınız.

Halk bunu yer mi, yemez mi yakında görürsünüz ama iş işten geçer.

Kalın sağlıcakla…

 

 

 

omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 01  Eylül  2006

 


 

Z ANA SAYFAYA DÖN