Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

TRT YAYINCILIĞI

 

 

Papa’nın Türkiye’yi ziyareti sırasında TRT’nin ne kadar içi boş bir kurum olduğunu bir kez daha anladık.

Köylerde tohuma kaçmış kabaklar vardır, tarlada bırakılır ve büyümesi sağlanır; o kabak büyüdükçe büyür kocaman olur, dışarıdan baktığınızda dev gibi bir kabak görürsünüz ama kesip içine baktığınızda fos, içi boş, aslında tohumlarından başka hiçbir yeri kullanılamayan bir sebze olduğunu anlarsınız.

TRT’de aynı böyle! Neredeyse, Türkiye’deki elli küsur ulusal özel kanala eş sayıda personel çalıştıran ve diğer özel kanalların bütçelerine eş bir bütçeye sahip olan ama teknik imkanları itibarı ile onların toplamının sahip  olduğu imkanlardan da fazlasına sahip olan bir kurum yerel bir televizyon kanalı kadar dahi yayın yapma becerisine sahip değil.

Papa’nın Türkiye’yi ziyareti ile TRT yayıncılığı bizi bütün dünyaya rezil etti. Ziyaret sırasında bütün yayının TRT tarafından yapılması ve şifresiz frekanstan dünyaya serbestçe verilmesi kararlaştırılmıştı; yani dünyanın hiçbir TV kanalına ziyareti yayımlama izni verilmedi, bütün dünya TRT objektiflerinden çıkan görüntüyü yayımlamak zorunda bırakıldı. Normal bir uygulama. Dünyanın her yerinde bu ve benzeri “pool” uygulamaları yapılır, hiç kimse itiraz etmez ama yayın doğru dürüst yapılabildiği sürece…

Ziyaret sırasında Papa’nın Anıtkabir’de dua ettiği, saygı duruşunda bulunduğu, Efes’te Türk bayrağı salladığı rivayet olundu. Rivayet diyorum çünkü dünyada televizyonlarının başındaki milyarlarca (evet yanlış değil milyarlarca) insan bu sahneleri TRT’nin beceriksizliği yüzünden göremedi. Papa Anıtkabir’de dua ederken ve saygı duruşunda bulunurken Türk askerlerinin saygı duruşunu seyreden dünya kamuoyu kısa bir süre “acaba askerler Vatikan’da darbe yapıp yönetimi ele mi geçirdiler” diye düşündüyse de daha sonra yayın değeri olmayan önemsiz sahnelerde Papa’yı görünce derin bir ohh çektiler. Askerlerin darbe yapıp Papa’yı devirdikleri korkularının yersiz olduğunu anlayan dünya kamuoyu, TRT sayesinde seyretmesi gereken hiçbir şey seyredemediği gibi, asla seyretmemesi gereken Başbakan’ın ve Diyanet İşleri Başkanı’nın özel konuşmalarını da hiçbir anlam veremeden seyretti. Allah yardım etti de o sıradaki özel konuşmalarda herhangi bir gaf yapılmadı.

Başka bir rivayet Papa’nın Türk bayrağı salladığı. TRT sayesinde bu rivayetin doğruluğu da anlaşılamadı. Papa o sırada el mi salladı, bayrak mı salladı hiçbir şey belli değildi. TRT bunu hep yapıyor. Samsun’da Mavi Akım’ın açılış töreninde Erdoğan, Berlusconi ve Putin üçü bir arada açılış yaparken yayını TRT’nin şifresiz yayınlaması ve diğer kanallarında TRT’nin frekansından yayını alması kararlaştırılmıştı. TRT orada da aynı şeyi yaptı, BYEGM ile anlaştığı halde yayını kimseye vermedi ve iş işten geçtikten sonra soruşturma açıldı. Oysa atı alan Üsküdar’ı geçmişti.

Bütün bunlara rağmen TRT halkın elektrik paralarından yüzde alıyor, bütçeden para alıyor, yediği önünde yemediği arkasında…

Yapılması gereken tek şey vardır; o da TRT’yi kapatmak…

Sorarım size; bugün TRT kapatılsa acaba kim fark edecek. İddia ediyorum bu kurumun kapısına kilit vurun, halk bunu fark etmez bile.

TRT kendi yağı ile kavrulan bir kurum olsa neyse; hem paramıza ziyan, hem de ülkeyi uluslararası yayınlarda rezil ediyor. İlle de “pool” yapacağım diyorsanız yayınlar için açarsınız ihaleyi en yüksek teklifi verene verirsiniz olur biter.

Hiç değilse paramızla dünyaya rezil olmayız…

 

 

omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 30  Kasım  2006

 


 

Z ANA SAYFAYA DÖN