Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

Banka Nedir?

 

Banka, her şeyden önce güvendir.

Güvenin olmadığı yerde bankacılıktan söz etmek mümkün değildir.

Peki Türkiye’de bankacılıktan söz etmek mümkün mü?

Kesinlikle hayır!

Niye?

Çünkü Türkiye’de, bankacılık sektöründe güvenden söz etmek pek mümkün değil.

Bankalar “hesap işletim ücreti, kart kullanım bedeli, havale ücreti, masraf, komisyon” diye bir dalavere tutturmuş halkı haraca kesiyorlar, geçenden beş geçmeyenden on akçe para alıp “deli dumrul” rolü oynuyorlar.

Çalışıp alnımızın akıyla para kazanacağız demiyor, alavere dalavere ile kâr etmeye çalışıyorlar.

Yeni çıkan kredi kartları yasası ile istemediğiniz zaman size kart verilmesi yasaklandı ya, şimdi evinize kurye ile gönderiyorlar. Siz Süpermen olmadığınıza ve gözünüzde X-Ray ışınları olmadığına göre, zarfın içinde ne olduğunu bilmediğiniz için alıp açtığınızda bir de bakıyorsunuz ki, (Aaaaa!) içinde talep etmediniz bir kredi kartı var. Şimdi sizin işiniz gücünüz yok ya, şube şube gezip bu kartı iptal ettirmeye çalışmanız lazım. Yok iptal ettirmezseniz her sene bankaya kart kullanım bedeli diye bir haraç ödeyeceksiniz.

Niye?

Banka size kart verdi ya! Kullansaydınız efendim, niye kullanmıyorsunuz?

Veya başka bir yöntem; Zort kartınızı değiştirdik, Zart kart yaptık, yenisi adresinize yollandı. Ya, kartı ne yapacağız kardeşim, sizden kart isteyen mi oldu? Kart koleksiyoncusu muyuz biz?

Adam alttan baksan devlet memuru, üstten baksan gene devlet memuru; bankalar kendisine sürekli kart gönderiyor. Bir devlet memurunun aldığı maaş ortalama 1000.-YTL elindeki kartları bir kullansa maazallah istese bankaya ayda 100.000.-YTL takar. O halde bankalar niye memurları kart bombardımanına tutuyor acaba? Hazırda bekleyen yolunacak kaz oldukları için de ondan. Zaten devlet memuruna kart veren bankalar ödesin diye vermiyorlar ki, ödemesin de maaşına haciz koyalım bir YTL karşılığında, bin YTL tahsil edelim diye çabalıyorlar.

Ülkede güya yasa var. Yasanın amir hükmüne göre, istemediğiniz halde size kart veremezler.

Bal gibi de verirler.

Türkiye’de yasalar kağıt üzerinde yazılı satırlardan ibarettir ve asla uygulanmaz.

En büyüğünden en küçüğüne herkesin çalışmadan kazanmak ve köşeyi dönmek hayalleri kurduğu bir ülke ne kadar ayakta kalabilir?

Anlaşılan, bu ülkeye demokrasi beş numara büyük geliyor.

Unutmayınız, 11 Eylül günü insanların birbirini boğazladığı bir ülke bir gecede kardeş oluverdi. İnsanlar karşısındakine “senin gözünün üzerinde kaşın var” diyemiyordu. Böylesi çok mu iyi? Elbette değil, ama devlet otoritesi dalga geçilecek bir şey değildir.

Unutmayınız, kanunların “laf olsun” diye çıkarıldığı bir ülke yok olmaya mahkumdur.

Kalın sağlıcakla,

 

 

omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 10 Ocak 2007

 


 

Z ANA SAYFAYA DÖN