Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

Rüzgar Eken Fırtına Biçer

 

AGOS Gazetesi’nin Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in menfur bir suikast sonucu öldürülmesi hepimizi çok üzdü. Sayın Dink, en az bizler kadar bu toprağın insanı idi, bizle beraber seviniyor, bizle beraber üzülüyordu. Ermeni olması bir şey değiştirmiyordu. Son yıllarda ister istemez anlamsız bir tartışmanın ortasında bulmuştu kendini, istemeden…

Her zamanki gibi, diasporadaki Ermenilerin buna katkısı büyüktü. Şimdi aldıkları sonuç karşısında yüzlerindeki gülümsemeyi görebiliyorum. Yıllarca tutturdukları “soykırım” söylemi ve “terör eylemleri” ile bu topraklara rüzgar ektiler; bilmiyorlar mıydı sonuçta fırtına biçeceklerini? Elbette biliyorlardı amaçları da buydu, kendilerini meşru gösterebilmek uğruna bu saldırıları gerçekleştirdiler.

Yazık oldu Hrant Dink’e. Bunu hak etmiyordu, vicdanen bu eylemi hak ettiğini düşündüğümüz Ermeniler varsa da, Hrant Dink asla bunlardan  biri değildi. Elinde silah yurtdışında Türk elçiliklerine saldırıp büyükelçilerimizi, konsoloslarımızı şehit eden Asala militanları böyle bir eyleme maruz kalsa vicdanen sorumluluk hissetmeyeceğimiz açık; ama bu eylem, sadece bizi yaralıyor, bize zarar veriyor.

Diasporada yaşayan Türk düşmanı Asala militanları bilmiyorlar mı Türkiye’nin her metrekaresine bir cahil düştüğünü? Elbette biliyorlar…

Önemli olan toplumun ve hükümetin eylem karşısında aldığı tavırdır. Türkiye, cenaze daha toprağa verilmeden suçluyu tespit edip derhal yakalamış ve gereken cezayı da verecektir.

Berlin’de 15 Mart 1921’de Talat Paşayı ensesinden vurarak öldüren Ermeni Salomon Taleyran’ı  Alman mahkemesi, kendi toprakları üzerinde işlenen bu cinayetin suçlusuna hiç bir ceza vermeyerek beraat ettirmiştir. Yıllarca dost bildiği, Birinci Dünya Savaşı'nda kader birliği ettiği Almanya, onun anısına ve kanlı cenazesine bile saygı göstermemiştir.

Her fırsatta bize akıl öğreten, medeniyet dersi vermeye kalkan insanlar, umarım biraz utanırlar. Yıllarca, dünya üzerinde bize karşı eylem yapan her kim varsa kendi topraklarında besleyip büyüten, onlara iltica hakkı veren, meclislerinde söz hakkı tanıyan bu “medeni” insanlar aslında yaptıklarının terbiyesizlik ve ikiyüzlülük olduğunu umarım görürler.

Ha, görmezlerse ne olur?

Unutmayınız, bu ülkenin her metrekaresine bir cahil düşüyor…

Adaletin terazisi adil olmalı. Birine tam, öbürüne eksik tartarsa eksik olan bir gün gelir eksik aldığı hizmeti kendi kafasına göre bir şekilde tamamlamaya çalışır.

Sonuçta kaybeden hepimiz oluruz.

Kalın sağlıcakla,

 

 

 

omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 22 Ocak 2007

 


 

 

Z ANA SAYFAYA DÖN