Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

Yürüyen merdivende yürüyen

insanlar ülkesi...

 

 

Bilmiyorum hiç dikkatinizi çekti mi? Güzel ülkemin, güzel insanlarından bazıları yürüyen merdivene biner binmez yürümeye başlarlar. Bendeniz asabi bir insan olduğum için böyle acaipliklere hemen takarım. Hatta birçok insanı “kardeşim yürümek istiyorsan hemen paralelimizde yürümeyen merdiven var, orayı kullanarak istediğin kadar yürüyebilirsin” diye çok uyarmışımdır. Yürüyen merdivende yürümeye kalkan insanlar, başkalarını ite-kaka öne geçebilme çabası içinde olmasalar bir şey diyeceğim yok. Adam yürüyen merdivende koşturacak diye biz kendisine yol vereceğiz, ezileceğiz, büzüleceğiz. Yani, magandanın derdini her zaman, her yerde olduğu gibi vatandaş Rıza çekecek…

 

Bu yürüyen merdivende yürüyüp koşan insanlara sorsanız çok aceleleri vardır, muhakkak hepsi bir yere yetişecektir. Sanırsınız ki, adam kuantum fiziği profesörü, dünya bilim literatürüne adını altın harflerle yazdırmış ve çok önemli bir işi var; işe yetişemez ise uzaya göndereceği uydu yörüngeye oturmayıp kafanıza düşecek. Halbuki  bu tiplerin gidecekleri yere yetiştikleri zaman ilk yaptıkları iş, yolda aldıkları simit ve işyerinde edindikleri çay ile kahvaltı ederek mesai arkadaşlarıyla çene çalmak, akraba ve eşi dostu telefonla aramak, iş yerinde boş boş oturup mesai saatinin dolmasını beklemektir.

 

Bu tiplerin her zaman çok aceleleri vardır; fakat hiçbirinin sabah erken kalkıp evde kahvaltı ederek işime zamanında yetişeyim gibi bir düşünceleri yoktur.

 

Dünya bilim literatürüne herhangi bir katkısı olmayan ve bundan da asla hicap duymayan güzel ülkemin güzel insanları, biraz da adabımuaşeret kurallarına uymayı, başkasını rahatsız etmemeyi, çevreyi kirletmemeyi, çalışır gibi görüneceğine çalışmayı deneseler ne güzel olacak.

 

Yurt dışına çıktığımızda, işte bu bir Türk diye sizi işaret ettiklerinde anlımız açık, başımız dik, göğsümüz çıkık gururla yürüyebilsek…

Bir Bill Gates’imiz olsa; kanserin tedavisini bulan Türk diye insanlar bir doktorumuzla gurur duysalar fena mı olur?

Bunların hepsini başarmak aslında çok kolay. Anahtarı ise şu üç kelimede gizli; saygı, sevgi ve çalışmak…

Kalın sağlıcakla,

 

omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 09 Şubat 2005


Z ANA SAYFAYA DÖN