Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

Kriminalistik Belge İncelemesi

  

Akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez; ama her söylediğini düşünür.

 ARİSTO

 

Kriminoloji suçu inceleyen bilim dalıdır. Teorik ve uygulamalı olarak iki gruba ayrılır. Teorik kriminoloji  suçları antropolojik, psikolojik, sosyolojik, psikiyatrik, penolojik olarak incelerken uygulamalı kriminoloji suç siyaseti, suç profilaksisi ile ilgilenir.

Kriminalistik ise suçluların belirlenmesi için kullanılan çeşitli bilimsel verileri araştırır ve uygular.

Bu tanımlardan yola çıkarak Kriminoloji’yi suç olarak tanımlanan insan eylemlerini, suçun varlığını kanıtlayacak deliller bulunmasını, suçun sebep ve faktörlerini ayrıca suça karşı korunmayı içeren bir bilim dalı olarak ifade edebiliriz.

Dolayısıyla suçun maddi delillerinin bulunması ve değerlendirilmesi anlamına gelen Kriminalistik de kriminoloji bilim dalı içine girer.

Kriminalistik, kriminolojinin bulgularından faydalanır ancak nitelik ve maksat açısından bu iki dal birbirinden ayrılır.

Kriminalistik bir bilim değil tekniktir. Fizik, biyoloji, kimya bu tekniğin temelini teşkil eder. Kriminalistiğin kendi kanunları yoktur. Uygulanacak kurallar ve teknolojideki gelişmeler yöntemlerde sürekli değişiklikler ortaya çıkarır.

Kriminalistik, suçlunun ortaya çıkarılmasını hedeflediği kadar, masumun hatalı yere suçlanmasını önlemeyi de hedefler.

Günümüzde artık polisin laboratuardan yoksun olarak çalışamayacağı gelişen olaylardan açıkça anlaşılmaktadır.

Kriminalistik, suçla ilgili maddi delillerin bulunması ve bu delillerin ilgili kişilerle karşılaştırılması yolu ile olayın çözümlenmesini sağlarken, gelişmiş teknikler uygulayan laboratuarlar ve konularında uzman bilirkişilerden faydalanır. Maddi delilleri incelemenin temel prensibi çok basittir. Suçlu olay yerinden bir şey alır veya orada kendisinden bir şey bırakır. Bu nedenle olay yerini inceleyen görevlilerin hangi maddi delilin ne şekilde olayı aydınlatacağı, nelerin delil özelliği taşıyabileceği ve bu delillerin laboratuarlara hangi koşullarda ulaştırılacağı konusunda bilgi ve disiplin sahibi olmaları gerekir.

Suçluların kendini sürekli olarak geliştirdikleri günümüzde suçla mücadele yöntemlerinin de sürekli yeniliklere açık olması gerekmektedir. Artık hemen her dalda bilim adamı suçların çözümlenmesi, suçluların yakalanması ve masumların serbest kalması için polis ile beraber çalışmaktadır. 

Ancak günümüzde suçlular da kriminalistiğin çalışma prensiplerini bilmekte ve olay yerinde kendileri aleyhine değerlendirilebilecek maddi delilleri bırakmamak için birçok yöntem geliştirmektedir. Bu durumda suçluların yakalanabilmesi için kriminalistik alanında tecrübesinden faydalanılan bilim adamları ve polisin onlardan bir adım önde olmaları gerekir; eğer uzmanlar olayları önlerine geldiği şekli ile sadece siyah-beyaz olarak görürlerse dezenformasyon yaparak bir suçun veya olayın seyrini değiştirmek için kiriminalistiğin raporlarından yararlanmaya çalışan suçluların farkında olmadan aleti olabilirler. Suç delillerini karartarak, değiştirerek veya çarpıtarak kiriminalistik raporları yönlendirmek sık rastlanılan bir yöntemdir. Bu sayede bir suçun hiç ilgisi olmayan bir kişi ya da kuruma yönlendirilmesi mümkündür.

Mahkemeye sunulan deliller elde edilirken delil toplama usul ve esaslarına riayet edilmesi sanıkların ilerideki yargılama sürecine etki edeceğinden uzmanların konuya azami özen gösterip sıfır hata ile çalışmaları gerekir.

Savcılık tarafından mahkemeye sunulan bir delilin ileride sanık tarafından inkar edilmesine imkan vermemek için olay yeri inceleme uzmanlarının dikkatli ve özenli çalışmaları, mesleklerinin gereklerine aksatmadan uymaları kaçınılmaz bir kuraldır. Aksi taktirde adalet yerini bulmayacak, delil yetersizliğinden sanıklar serbest kalabilecekleri gibi, belki de suçsuz yere hüküm giyecek, bu olmasa bile kamuoyu önünde mahkum olacaklardır.

Suç unsuru olduğu iddia edilen bir belgenin sanık tarafından reddedilmesi karşısında kolluk kuvvetlerinin iddialarını ispatlayamamaları ya da, delilin yasal yoldan elde edilmemiş olması büyük bir ihmal ya da bir komplo ile açıklanabilir; iki yönlü soruşturmayı gerektirir.

Güncel bir tartışma konusu olan fotokopi belge konusuna bu açıdan bakarsak; fotokopi bir belgenin altındaki imzanın gerçek olup olmadığını kriminalistik açıdan anlamak mümkün değildir. İmza gerçektir ama fotokopide montaj yolu ile çoğaltılmış olabilir. Kriminalistiğin görevi fotokopi belgeler üzerinde inceleme yaparak, makine yönünden aidiyetini ve montaj yapılıp yapılmadığını belirlemekten ibaret olup bu araştırma bile kesin bir netice vermez. Dolayısı ile fotokopi bir belgenin üzerinde estirilen “doğru mu, değil mi” tartışması bu belgeyi eğer varsa sahte olarak üretenlerin hedeflerine yardımcı olmaktan başka bir işe yaramaz.

Fotokopinin bu açıdan bakıldığında makine aidiyetini ispat dışında kanun önünde bir hükmü yoktur. Ayrıca siyah-beyaz çekim yapan fotokopilerin makine aidiyetini ispatlamak özel şartlar dışında mümkün değilken, sadece renkli fotokopilerde belge üzerine yalnızca kiriminalistik laboratuarda görülebilen barkod atması sebebi ile makine aidiyetini ispat mümkündür.

Hal böyleyken siyah-beyaz bir fotokopide çoğaltılmış ve aslı elinizde olmayan böyle bir belgenin gerçekliği hukuken teyit edilmese de siz siyaseten buna inanmak istiyor olabilirsiniz. O zaman geriye siyaseten gereğini yapmaktan başka bir şey kalmamaktadır. Eğer gereğini yapmıyorsanız bunu kamuoyu önünde tartışmak ülkeye, kurumlara ve devletin hükmi şahsiyetine zarar vermekten öte bir anlam ifade etmiyor.

Kalın sağlıcakla,

 omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 24  Haziran  2009

 

 


 

 

Z ANA SAYFAYA DÖN