Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

Kredi Kartlarına Af

 

Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılmaz.

LUKIANOS

 

 

Bankaların kredi kartı alacaklarına af çıkarılması şeklindeki talepler ülke gündemini sürekli işgal ediyor.

Peki bir şahsın bir diğerine borcunu hükümet iptal edebilir mi?

Hukuken bu mümkün değil. Öyleyse af söyleminden kastedilen nedir?

Alışveriş yaparak borçlanıp sonra da bu borçlarını ödeyemeyenlerin talep ettikleri şey nedir?

Burada düğümlenen nokta faiz.

Bankalar, bankacılık değil tefecilik yaptıkları sürece kart sahipleri ile aralarındaki bu sorun asla bitmeyecek.

Bankalar “biz tefecilik yapmıyoruz, kredilerin ödenmesini temin etmek için borçlanmayı faiz yolu ile cazip olmaktan çıkarıyoruz” diyorlar. Yani, kredi kartınızın borcunu süresi içinde ödemediğiniz zaman aşırı faiz ödüyorsunuz böylece bankadan borç kullanmak caydırıcı oluyor.

Mantıklı bir açıklama.

Peki, Türkiye’de işliyor mu?

HAYIR!

Milyonlarca örneğini gördük mü?

GÖRDÜK!

Ayrıca hükümetin daha yeni çıkardığı kredi kartları borçlarının yeniden yapılandırılması yasasına borçluların sadece %10'u başvurdu.

Öyleyse, işlemeyen, insanları intihara kadar sürükleyen, yuva yıkan, boşanmalara sebep olan, aileleri parçalayan bu garip sistem niye devam ediyor?

Çünkü; bankalar bu sistem ile aşırı kâr sağlıyorlar.

Tefecilik sistemi böyle çalışır.

Tefeciye gidersiniz istediğiniz paraya değil, o para karşılığı gösterdiğiniz teminata bakarlar. Örneğin; dükkanınız, eviniz, arsanız tefecinin işine yarar mı? Tefeci bu işten eğer yüzde bin kazanmazsa, dükkânınız hoşuna gitmezse size para falan vermez.

Bankalar da böyle, 800.-TL maaşı olan insana 10.000.-TL limitli kart veriyorlar. Parayı ödeyip ödememeniz onları ilgilendirmiyor. Nasıl olsa bankanın avukatları parayı gırtlağınıza basıp icra yolu ile yüzde bin katı ile tahsil ediyorlar.

Peki, böyle bir sistemde banka altın yumurtlayan tavuğu keser mi?

Tercih meselesi. Herkesin bir yaşam tarzı var. Bazı insanlar için haysiyet ve dürüstlük kavramları önemlidir. İş hayatlarında bu değerlere önem verirler; çok para kazanacak olsalar dahi ilkelerinden taviz vermez ve zarar etmeyi dahi göze alarak uzun vadede daha çok kazanırlar.

Bazı insanlar içinse para kazanmak her şeyden daha önemlidir. Karşılığında ne yaptıkları, ne gibi bir sonuç çıktığı, nelere mal olduğu hiç önemli değildir. Kısa vadeli düşünüp, kısa vadeli sonuçlarla yetinirler. Beş sene sonrası onları ilgilendirmez.

Dünyayı bilmiyorum ama Türkiye’de bankalar ikinci kategoriye giriyor. Amaçları hizmet olsa hükümet ile bir araya gelir ve asgari ödeme şartını kaldırır veya çok yükseğe, örneğin %80’lere çıkarabilirler. Herkes ay içerisinde yaptığı harcamayı hesap kesim tarihinde ödesin...

Niye yapmıyorlar?

Herkes borcunu zamanında ödese bankaların kârı %50 düşer de ondan.

Şimdiki “yuva yıkan sistem”de aşırı kâr ediyorlar.

Bankalar için en kötü müşteri kredi kullanmayan müşteridir. Kredi kullanmayan, borcunu zamanında ödeyen müşteri bankaların bir işine yaramaz.

Hadi, bankaların bu sistemde devam etmeleri aşırı getirisi yüzünden rasyonel bir seçim; peki hükümet ve BDDK niye aynı sistemde devam ederek bankaların dümen suyunda gidiyor?

Sistemden kâr edenlerin onu savunması normal ama halkı ve piyasayı koruması gereken kurumların buna seyirci kalması pek normal değil.

Konuyu kökünden çözecekleri yerde popülist uygulamalarla iyice batağa gömüyorlar.

Türkiye’nin her konuda batağa saplanmasının tek sebebi olan politikacıların sürekli popülist politikalar üretmesinin önüne geçmeliyiz.

Bunun da tek yolu, hırsızların önünüze attığı kemiğe razı olmayıp onurunuzla yaşamaya karar vermeniz ve size zararı olsa bile gerçeği haykıracak gücü kendinizde bulmanızdır.

Kalın sağlıcakla,

 

 

 omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 29  Temmuz  2009

 


 

 

Z ANA SAYFAYA DÖN