Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

ROJ TV HER YERDEN İZLENEBİLMELİ

 

Tarihte her hareket hep bir kişinin ayağa kalkmasıyla başlar.

 

ROJ TV bölücü yayınlar yaptığı için Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından sürekli engelleniyor, yayınları izlenmesin diye devlet elinden geleni yapıyor.

Bölücü Kürtler de zannediyorlar ki, “devlet bizim yayınlarımızdan korkuyor ve yayınlarımızın izlenmemesi için elinden geleni yapıyor” oysa bu tip yayınların izlenmesini zorlaştırmak sadece Kürtlerin canını kurtarıyor haberleri yok.

Nasıl mı?

Ben görevim gereği bu yayınları sürekli izliyorum ve inanın televizyonu kırmamak için kendimi zor tutuyorum. Bu yayınlar Türkiye’de uydu antenle zaten izleniyor birde normal antenle her yerden izlense ne olur biliyor musunuz?

İnsanlar sokağa çıkıp ilk rastladığı kürdü öldürür.

Çünkü, talepler, konuşmalar, görüntüler, öyle dayanılmaz öyle kabul edilemez ki bu konuşmalara sabır göstermeniz mümkün değil.

Şimdi bir “Kürt Açılımı”  diye bir şey çıkardılar; bunların taleplerini dinleyecekmişiz. Kardeşim biz bunları 30 senedir dinliyoruz; her biri ipe sapa gelmez şeyler. Biz bunları dinlerken siz başka işlerle meşgul oluyorsanız ülkenin suçu ne?

Bunların taleplerini biliyoruz, ama siz de öğrenmek mi istiyorsunuz? O zaman bir de size anlatsınlar bakalım ne yapacaksınız, çok merak ediyoruz?

Eskiden de yasaklı yayın diye bir şey vardı, vatandaşın ne okuyacağına devlet karar verirdi. Hâlbuki bırak kardeşim, vatandaş okusun; belki gidip adamın yüzüne tükürecek, sen niye vatandaş adına karar veriyorsun? Kitabı yasaklanınca adam kahraman oluyor; oysa ne yazdığından kimsenin haberi yok!

Böyle saçmalık olur mu?

Şimdi aynı saçmalığı PKK denen terör örgütü ile yaşıyoruz. Yaptıkları yayınları yasakladığımız için adamların ne söylediğini kimse bilmiyor. Vatandaşın bildiği PKK’lıların askeri polisi öldürdüğü, sağa sola bomba attığı. Peki bunu niçin yapıyor deyince kimsenin verecek cevabı yok. Tatlı su liboşları “canım konuşmanın ne zararı olur” diye yorum yapıyor; bazı komik çözüm önerileri ile bu işin biteceğini zannediyorlar.

Konuşun kardeşim, konuşun;

Adam Türk askerine ilk kurşunu sıktığı, şehit ettiği günü bayram ilan etmiş; kendi milletvekilleri ve devletin resmi görevlileri eşliğinde kutluyor. Biz de seyrediyoruz, “ne olur canım hoş görelim o gün beş-on askerimizi şehit etmişler nasılsa bizde çok var önemli değil” mi diyeceğiz?

Ne diyeceğiz?

Soruyorum?

Eğer Kürtler kanunlardan vareste ise, söyleyin bilelim!

Öğrenciler üniversite harçları yüksek, emekliler maaşları çok düşük olduğu için gösteri yapınca üzerlerine Moğol ordusu gibi saldıran polis, PKK’lılar yapmadıklarını bırakmayınca niye şefkat gösteriyor anlayamadım?

Lütfen herkes tercihini yapsın Türkiye çok ciddi bir yol ayrımındadır, sonuç itibarı ile belki de ekonomik, sosyal anlamda çok şey kaybedecek, 50 yıl geriye gidecektir ama bu bizim tercihimiz olmayacaktır.

İnsanların yaşamlarında öyle anlar vardır ki, istemeseniz de gelir sizi bulur ve tercih şansınız yoktur mecburen “taraf” olursunuz.

Adam Diyarbakır’da bir elinde silah diğer elindeki pankartta da şöyle yazıyor: “Barış istiyoruz ama savaşa da hazırız”.

Bazıları, üç dosya hazırlayıp yüz kişiyi hapse atınca bu savaş artık daha kolay olur zannediyorsa Allah akıl fikir versin derim.

Eğer ille de savaş istiyorsanız bu sizin tercihiniz olacaktır.

Böyle bir durumda bize görüşlerinize saygı duymaktan başka bir şey kalmıyor.

Kalın sağlıcakla,

 

 omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 17  Ağustos  2009

 


 

 

Z ANA SAYFAYA DÖN