Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

“Açılım”

Dünyada her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

 

Bir insan, neye kefil olduğunu bilmeden imza atıp sınırsız kefalet altına girer mi?

Kredi kartı kefaleti gibi; eskiden birinin kredi kartı müracaatına kefil olduğunuz zaman ne kadar bir borca kefil olduğunuzu bilmezdiniz ve bu kefalet, kefil olduğunuz kişi ölene kadar sürerdi. Yeni yasalarda bunu güya sınırladılar ama uygulamada bir şey değişmedi.

Bugün ortaya atılan “Kürt açılımı”da böyle.

Destekliyor musun?

Oooo, en aydın, en demokrat sensin.

Desteklemiyor musun?

O zaman gerici, tutucu, milliyetçi v.s.

Kardeşim, neyi destekleyeceğiz?

Destek istediğiniz şey nedir?

Hükümetin Kürt açılımı diye ortaya attığı kavramın içinde ne olduğu belli değil, bu tezin içeriği henüz kamuoyu ile paylaşılmış değil. Bu tezin sahipleri teze karşı çıkanlara “ortada henüz bir şey yok ki neye karşı çıkıyorsunuz” diyorlar. Evet, ortada hükümetin tezi ile ilgili bir şey yok, ama karşı tarafın yani hükümetin diyalog çağrısı yaptığı teröristlerin temsilcisi olanların ortaya koydukları şeyler belli; bunlar her gün gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanıyor.

Eğer ortada bir görüşme varsa en az iki taraf var demektir. Görüşmenin içeriğine ilişkin taraflardan sadece biri açıklama yapıyor ve taleplerini bildiriyorsa destek istenen konuda onların görüşlerine başvurmaktan başka çaremiz kalmıyor.

Peki onlar ne söylüyorlar: "Bizim taleplerimizi kabul edersiniz ya da -kendi ifadeleri ile- savaş”  devam eder.

İyi kardeşim, canın eşek cennetine gitmek istiyorsa ben ne yapayım?

Maksat üzüm yemek değil, bağcı dövmek. Bağcıyı dövmek için bağa girmişler ama bağcı kendilerine bir temiz sopa atınca “İmdat, adam öldürüyorlar” diye bağırıyorlar.

Bu konu milletin tahammül sınırlarını çoktan aştı.

Bu ülkede yaşayan insanların Kürtlerle bir problemi yok. Kimsenin Kürtlerle bir alıp veremediği yok. Ama gelinen noktada artık insanlar “Kürt”lerden nefret eder hale geldi. Akşam Kürtlerle yatıyoruz, sabah Kürtlerle kalkıyoruz.

Yeter ulan, bu milletin başka derdi yok mu? Eğer insan gibi yaşamak istiyorsanız ilk önce insan olmalısınız.

Açılım süreci içinde referandum lafı eden gerzekler var.

Eğer bir referandum yapılırsa ne sonuç çıkacak sanıyorsunuz? Türkiye’nin %80’den fazlası Kürt olmadığına göre yapılacak bir referandumda muhtemelen Kürtlerden bezmiş insanlar “çekip gitsinler” diye oy kullanacaklardır. Bunun ne gibi bir sonucu olacak anlayabiliyor musunuz?  

Devlet bana baksın, bana ekstra haklar versin, hiç kimseye tanımadığı özerkliği bana tanısın ama ben gene bu ülkenin nimetlerinden yararlanmaya devam edeyim diye düşünüyorsunuz. Affedersiniz, ama bu millet aptal değil. Eğer devlet kurmak isteyen varsa defolur gider nerede istiyorsa orada devletini kurar, ona destek verenleri de yanında alır götürür. Kuzey Irak’ta bir tane var işte; devlet istiyorsanız gidin orada yaşayın. Her oturduğunuz köşe başında bir Kürt devleti kurulacak değil ya?

ABD’de “Teksas Meksika’nındır” sözüne müebbet hapis cezası veriliyor. Araştırdığınız zaman bunun gibi yüzlerce örnek bulabilirsiniz. Demokrasi ile idare edilen ülkelerde hiçbir şey alabildiğine özgür değil. Yönetimler kendi düşüncelerine göre bazı fikir ve özgürlükleri kısıtlayabiliyorlar. Bu çok doğal olmakla birlikte, bu uygulamalara karşı demokratik haklarını kullanarak karşı çıkmak da çok normal; ama bu uygulamaları beğenmeyerek silahlanıp devlete karşı ayaklanırsanız bunun bedelini de ödemeye hazır olmalısınız.

Eğer devlete karşı silahlanıp ayaklanırsanız bunun cezası dünyanın her yerinde ÖLÜM’dür; bakmayın siz Türkiye’de yönetim zafiyeti yüzünden bu insanlara şirin davrandıklarına.

Adalet çok yakında tecelli edecek, benim üzüldüğüm bu sırada suçsuz ve günahsız binlerce kürdün de zarar görmesi olacaktır.

Yol yakınken gelin bu zararın neresinden dönerseniz kârdır diyemiyorum; çünkü artık dönülecek safhayı geçtik.

Kalın sağlıcakla,

 

 

 omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 21  Ağustos  2009

 


 

 

Z ANA SAYFAYA DÖN