Ömer Lütfi KANBUROĞLU             BAŞYAZI

 

 

 

 

Kürt Sorununun Çözümü

Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

 

Türkiye’de yıllardır var olduğu iddia edilen bir “Kürt Sorunu” olduğu söyleniyor. Sorunun çözümü için ilk önce tespitin iyi yapılması lazım.

Türkiye’de Kürt sorunu diye bir sorun yoktur.

Türkiye’de PKK diye bir örgütün yarattığı terör sorunu vardır.

Bu örgüt Kürtlerin Türkiye’de sorunları olduğunu iddia ederek 30 yıldır asker-sivil ayrım gözetmeden terörist eylemler yapmaktadır.

Peki bu örgütü kimler oluşturmaktadır? İçlerinde Kürt, Türk, Suriyeli, Iraklı, hatta maceraperest İngiliz, Alman dahi bulunmaktadır.

Örgütün başı ise bir Türk ve Kürtçe bile bilmemektedir.

Böyle garip bir örgüt işte; ne idügü belirsiz ama Kürtlerin hakkını savunuyor.

Buradan Kürt kardeşlerimi uyarıyorum. Bugüne kadar benim ve milyonlarca Türk vatandaşının Kürtlerle bir problemi yoktu, ama gelinen noktada artık sizle bir problemimiz var. Birileri sizin adınıza konuşuyor, sizin adınıza görüş beyan ediyor, sizin adınıza eylem yapıp insanları öldürüyor ve siz de buna ses çıkarmıyorsanız o zaman artık bu milletin sizinle konuşma zamanı gelmiştir.

Artık tarafınızı belli edin, ben sıradan Kürtlerin böyle dert ve sıkıntılarının, bu tip düşüncelerinin olmadığını biliyorum; ama çıkıp bunu anlatmanız, bizim böyle bir derdimiz yok demeniz lazım. Yoksa hiç suçunuz yokken ortaya çıkacak vahim tablo sizleri sıkıntıya sokacak ve istemeden “karşı” taraf olacaksınız.

Sorunu tespit ettiğimize göre çözüm için yapılacak tek şey vardır. TCK’na aşağıdaki maddeyi acilen ekleyeceğiz:

“PKK terör örgütü mensupları eylemlerine bakılmaksızın idam edilirler. Örgüt adını değiştirip yeni bir isim altında eylemlerine devam ederse bu madde yeni kurulan örgüt mensupları için de aynen uygulanır.

Bu maddeden yargılanan ve hüküm giyenler kanunların kendilerine tanıdığı hiç bir dokunulmazlık hakkından ve ceza indiriminden yararlanamaz, hiçbir surette cezaları müebbet hapse çevrilemez.

İdam cezası için TBMM onayı istenmez; yargı sürecinin tamamlanmış olması yeterlidir. İnfaz, idam cezası kesinleşip hükümlüye tebliğ edildiği günün ertesi sabahı, gün doğarken yapılır. Cesedi ailesine teslim edilmez, bekletilmeksizin kimsesizler mezarlığına gömülür.

PKK terör örgütü mensuplarının tespitinde örgüt ve mensuplarını övmek, örgüt eylemlerine, gösterilerine katılmak, Kürt halkı veya örgüt adına yıkıcı-bölücü propaganda yapmak,  Kürt halkı adına her türlü yıkıcı-bölücü gösteri ve silahlı eylem yapmak, ya da silahlı eylem için hazırlık ve eğitim yapmak şartları göz önüne alınır.

Bu madde yayınlandığı tarihten itibaren cezası kesinleşmiş olan hükümlüler için de geriye doğru işletilir ve fiilleri içeriğe uygun olanlar yeniden yargılanarak bu madde hükümleri uyarınca cezalandırılır ve bekletilmeksizin infaz edilirler.”

Burada idam cezasının AB uyum yasaları çerçevesinde kaldırıldığı detayı ise önemli bir şey değildir. Herkes kendi işine baksın, bu AB’yi ilgilendiren bir şey değildir. AB ülkelerinin hiçbirinde böyle bir sorun olmadığı gibi zaten AB’ye gireceğimiz falan da yok. Kimse kendisini kandırmasın Türkiye demokratikleşecekse AB veya Kürtler için değil, kendi insanı için demokratikleşecek. İlk önce şu terörü halledelim, ondan sonra güzel bir ülkede yaşamayı hak edenlerle demokratik yapımızı kurarız.

Kürtlerin 20 yıldır dediklerini dinliyoruz, hiç biri ipe sapa gelmez, yenilir yutulur şeyler değil. Yıllardır eylem yapıyorlar, bu yüzden 35.000 insanımız öldü. Daha geçen gün Diyarbakır’da, Diyarbakırspor-Fenerbahçe maçında galip oldukları halde dahi Fenerbahçe’yi taşa tuttular. Bunları devlet zoru ile ite-kaka birinci lige çıkaranlara lanet olsun. Her işleri böyle, hiçbir şeyden anlamazlar. Açılım diyenlere bu olay iyi bir örnektir. O yıllarda akıllı devlet büyükleri birinci ligde takımları olursa kendilerini ezilmiş hissetmezler diye düşünüyorlardı, zorla bunları birinci lige çıkardılar.  Sonuç ne oldu: Hiç!

Bunlar aynada kendilerini görse onunla kavga ederler.

Şimdi adamların bağımsızlık isteklerine karşı çıktığınız zaman “sen kan dökülmesini istiyorsun” diye suçlanıyorsunuz.

Kürtlerin yardakçı ve destekçilerine sesleniyorum: Ulan evinize hırsız girse karınızı, kızınızı dağa kaldırsa aman hır gür çıkmasın diye gözünüzü mü kapayacaksınız?

Ey Kürtler, herkes layık olduğunu bulur bunu unutmayın.

Silahla yaşayan silahla ölür, bunu da unutmayın.

Herkes hakkını er ya da geç alır bunu da asla unutmayın.

Kalın sağlıcakla,

 

 omerkanburoglu@yahoo.co.uk< 26  Ağustos  2009

 


 

 

Z ANA SAYFAYA DÖN